Barkod: 9786258593426
Sayfa Sayısı: 304
Ebat: 13.5x19.5 cm
Yayın Tarihi: Haziran 2026
Kategori: Türk Edebiyatı Roman
Orijinal Dili: Türkçe
Birde doğdum, ikide büyüdüm, üçte âşık oldum... Sonra...
Sonrası bambaşka yazılabilirdi, hikâye mutlu sonla bitebilirdi. Ancak Birinci Dünya Savaşı yıllarında mutluluk herkese çok uzak ve kırılgan bir ihtimaldi...Yanmış şehirlerin, yoksulluğun ve korkunun hüküm sürdüğü o zamanlardan geriye, yankısı hâlâ dinmeyen bir aşk kaldı. Ve o aşkın izleri, Büyükada’daki terk edilmiş bir evde yaşamaya devam etti. Leman, Elsa ve Despina... Aynı okulda okumuş, aynı duygularla büyümüş üç genç kadın. Hayat onları bir araya getirmişti; peki savaş onları birbirinden koparacak mıydı? Dostlukları, bağlılıkları ve kalplerinde filizlenen aşklar, dönemin sert gerçekleri karşısında ayakta kalabilecek miydi?
Geçmişi anlatmakla yetinmeyen, yazdıklarıyla bugüne de sızmayı başaran Liz Behmoaras, her zaman olduğu gibi kişisel hafıza ile kurgusal olanı bu romanında da ustaca harmanlıyor.
Alman Subayın Evi; yarım kalmış bir aşkın, kırılgan bir dostluğun, imkânsız bir yakınlığın ve yıllara yayılan bir kefaretin hikâyesi. Hatırlamanın ağırlığı ile unutmanın imkânsızlığı arasında
salınan sarsıcı bir roman.
Birde doğdum, ikide büyüdüm, üçte âşık oldum... Sonra...
Sonrası bambaşka yazılabilirdi, hikâye mutlu sonla bitebilirdi. Ancak Birinci Dünya Savaşı yıllarında mutluluk herkese çok uzak ve kırılgan bir ihtimaldi...Yanmış şehirlerin, yoksulluğun ve korkunun hüküm sürdüğü o zamanlardan geriye, yankısı hâlâ dinmeyen bir aşk kaldı. Ve o aşkın izleri, Büyükada’daki terk edilmiş bir evde yaşamaya devam etti. Leman, Elsa ve Despina... Aynı okulda okumuş, aynı duygularla büyümüş üç genç kadın. Hayat onları bir araya getirmişti; peki savaş onları birbirinden koparacak mıydı? Dostlukları, bağlılıkları ve kalplerinde filizlenen aşklar, dönemin sert gerçekleri karşısında ayakta kalabilecek miydi?
Geçmişi anlatmakla yetinmeyen, yazdıklarıyla bugüne de sızmayı başaran Liz Behmoaras, her zaman olduğu gibi kişisel hafıza ile kurgusal olanı bu romanında da ustaca harmanlıyor.
Alman Subayın Evi; yarım kalmış bir aşkın, kırılgan bir dostluğun, imkânsız bir yakınlığın ve yıllara yayılan bir kefaretin hikâyesi. Hatırlamanın ağırlığı ile unutmanın imkânsızlığı arasında
salınan sarsıcı bir roman.