Barkod: 9786255683984
Sayfa Sayısı: 144
Ebat: 13.5x19.5 cm
Yayın Tarihi: Şubat 2026
Kategori: Romanlar
Orijinal Dili: Türkçe
“Göç ağrısı, yer ağrısı, yurt ağrısı, toprak ağrısı çekendi onlar.”
Gitme, Gül Yanakların Solar, mübadil bir ailenin dört kuşağa yayılan dokunaklı hikâyesi.
Evini bir gecede terk etmek zorunda kalan Nafia Hanım; cümleleri yarım kalan Mediha; annesinin suskunluğunda büyüyen Leman ve kalbi Ege’nin iki yakasında atan bir kadın yazar… Bir sandık dolusu yas, sessizlik ve göç hafızası.1923 Türkiye-Yunanistan Nüfus Mübadelesi’ni yalnızca tarihsel bir kırılma olarak değil, kuşaktan kuşağa aktarılan derin bir hafıza yarası olarak anlatan roman; Serez ve Midilli’den Edremit’e, oradan doğuya uzanan bir yolculukta 1920’lerin Türkiye’sini ve suskun bırakılan acıların kadınlar üzerindeki izlerini görünür kılıyor.
Bu toprakların büyük acısına yakılmış bir ağıt; zeytin ağaçlarının hasret yüklü ezgisi; Ege’nin iki yakasının makûs talihine bir isyan… Yakın tarihin hüzünlü hatıralarında içli bir yolculuk.
Türk edebiyatının güçlü kalemi İrem Uzunhasanoğlu, bu ilk romanında anneannesinin izini sürerken köklerini, unutulmaya zorlanan ama hep hatırlanan acıları ve suskunluğun içinden sızan hafızayı gün yüzüne çıkarıyor.
Sahipleri göç edince başka diyarlara, yalnız kalan ağaçlar ne yapardı?
“Göç ağrısı, yer ağrısı, yurt ağrısı, toprak ağrısı çekendi onlar.”
Gitme, Gül Yanakların Solar, mübadil bir ailenin dört kuşağa yayılan dokunaklı hikâyesi.
Evini bir gecede terk etmek zorunda kalan Nafia Hanım; cümleleri yarım kalan Mediha; annesinin suskunluğunda büyüyen Leman ve kalbi Ege’nin iki yakasında atan bir kadın yazar… Bir sandık dolusu yas, sessizlik ve göç hafızası.1923 Türkiye-Yunanistan Nüfus Mübadelesi’ni yalnızca tarihsel bir kırılma olarak değil, kuşaktan kuşağa aktarılan derin bir hafıza yarası olarak anlatan roman; Serez ve Midilli’den Edremit’e, oradan doğuya uzanan bir yolculukta 1920’lerin Türkiye’sini ve suskun bırakılan acıların kadınlar üzerindeki izlerini görünür kılıyor.
Bu toprakların büyük acısına yakılmış bir ağıt; zeytin ağaçlarının hasret yüklü ezgisi; Ege’nin iki yakasının makûs talihine bir isyan… Yakın tarihin hüzünlü hatıralarında içli bir yolculuk.
Türk edebiyatının güçlü kalemi İrem Uzunhasanoğlu, bu ilk romanında anneannesinin izini sürerken köklerini, unutulmaya zorlanan ama hep hatırlanan acıları ve suskunluğun içinden sızan hafızayı gün yüzüne çıkarıyor.
Sahipleri göç edince başka diyarlara, yalnız kalan ağaçlar ne yapardı?