<rss version="2.0" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"><channel><title>Doğan Kitap : Ayın Kitapları</title><description>Türk ve Dünya edebiyatından eserler; bilim, politika, yemek konularında kitaplar yayınlayan yayınevinin resmi sitesinde basılmış eserlerin tanıtımları ve yazar biyografileri de sunuluyor.</description><link>http://www.dogankitap.com.tr/</link><image><url>http://www.dogankitap.com.tr/images/assets/logo.gif</url><title>Doğan Kitap</title><link>http://www.dogankitap.com.tr</link></image><copyright>Doğan Kitap</copyright><atom:link href="http://www.dogankitap.com.tr/rss/" rel="self" type="application/rss+xml" /><item><title><![CDATA[İsim Şehir Bitki]]></title><description><![CDATA[Hürriyet gazetesi köşe yazarı Yılmaz Özdil, geçen yıl büyük ilgi gören ve satış rekorları kıran İsim, Şehir, Hayvan kitabından sonra yepyeni bir derlemeyle, İsim, Şehir Bitki ile okurlarının karşında. Özdil, kısa, özlü, tatlı bir üslubun egemen olduğu sert vurguları ve yer yer alaycı, yer yer hüzün verici diliyle 19 Mayıs törenlerinin iptal edilmesinden ünlü dağcı ve AKUT kurucusu Nasuh Mahruki’nin vatan sevgisine, “Ak CHP” hükümetinin neler yapabileceğinden İmam Hatip’ler ve dindar gençlik tartışmalarına, 2020 Olimpiyatlar Türkiye’de düzenlense neler olabileceğinden “AncelinaColi”nin Suriyeli mültecilerin kampını ziyaretine kadar değişik konulara kıvrak bir üslupla el atıyor. Özdil’den düşündüren, hüzünlendiren, güldüren, sinirlendiren, hayranlık uyandırıcı bir dil ustalığına sahip yeni bir eser…]]></description><enclosure url="http://www.dogankitap.com.tr/images/kapak/isBitki.jpg" type="image/jpeg" /><link>http://www.dogankitap.com.tr/kitap/%C4%B0sim+%C5%9Eehir+Bitki-1617</link><guid>http://www.dogankitap.com.tr/kitap/%C4%B0sim+%C5%9Eehir+Bitki-1617</guid><pubDate>Tue, 15 May 2012 00:00:00 +0300</pubDate></item> <item><title><![CDATA[Buz Prenses]]></title><description><![CDATA[<a href="http://www.dogankitap.com.tr/mobil/buz_prenses/"><strong>Tadımlık okuma için tıklayınız.</strong></a>
<br>
İsveç Polisiyesinin Kraliçesi Camilla Läckberg’in ilk romanı Buz Prenses Türkçede Tüm Avrupa’da tanınan, romanları 4 milyonun üstünde satış rakamına ulaşan, ülkesinde de ”en çok satan yazar” unvanına sahip Camilla Läckberg’in ilk romanı Buz Prenses Türk okurlarla buluşuyor. 2008 yılında Fransa’nın en saygın polisiye yazarlarına verilen “Grand Prix de Littérature Policière” ödülüne layık görülen Läckberg, ünlü romanında, korkunç sırların üstünün asla tamamen örtülemeyeceğini ve susmanın ruhu nasıl öldürdüğünü ustalıkla anlatıyor. İskandinav polisiyelerinin en çarpıcı örneklerinden biri olarak kabul edilen romanın ana karakteri Erica başarılı bir biyografi yazarıdır. Anne babasını aniden bir araba kazasında kaybeden Erica, Stockholm’den çocukluğunun geçtiği Fjällbacka kasabasına döner. Burada, yıllar önce gizemli bir şekilde şehri terk eden çocukluk arkadaşı Alex’i ölü bulur. Polis otopsi raporundan, ölümün intihar değil cinayet olduğuna karar verecek ve ciddi bir araştırma başlatacaktır. Erica, Alex’le ilgili, eski dostluklarına dair soruları cevaplayacak bir anı yazısı tasarlar. Bu süreçte merakı bir takıntıya dönüşürken, polis de davayla ilgili kendi şüphelerinin izini sürer. Olayı araştırırken öğrendiği gerçekler ile cinayeti araştıran ve genç kadına çocukluğundan beri âşık olan dedektif Hedström, Erica’nın hayatını değiştirir. Kitapları 35 ülkede 25 dile çevrilen, polisiyenin kraliçesi Läckberg’i İsveçliler yenilikçi, tutkulu, işine son derece bağlı, cömert ve çok çalışkan biri olarak tanımlıyorlar. Çünkü yazar İsveç Kanserli Çocuklar vakfıyla çeşitli projelere imza atıyor, her kitabında yeni bir kılığa girmekten çekinmiyor, hatta “Yok Böyle Dans” yarışmasına bile katılıyor. Yazar bu yıl ülkesinde Expressen gazetesi tarafından Dünya Kadınlar Günü’nde yılın kadını da seçilmişti.]]></description><enclosure url="http://www.dogankitap.com.tr/images/kapak/bPrenses.jpg" type="image/jpeg" /><link>http://www.dogankitap.com.tr/kitap/Buz+Prenses-1612</link><guid>http://www.dogankitap.com.tr/kitap/Buz+Prenses-1612</guid><pubDate>Wed, 09 May 2012 00:00:00 +0300</pubDate></item> <item><title><![CDATA[Yedi Büyük Günah]]></title><description><![CDATA[Ertuğrul Özkök yine rahat durmadı, aykırı bir gazetecilik çalışmasına daha imza attı. Yedi Büyük Günah’ta, “Cumhuriyet’in 100. yılına programlanmış”, 21. yüzyıl için bir “demokrasi provokasyonu” da denebilecek “yedi büyük olay” var: “Yüz yıllık yedi çam” deviriliyor, “yedi put” kırılıyor, “Türkiye’nin en bam tellerinden yedisine fena halde basılıyor.” Bu yedi günah neler mi? Türkiye, Ayasofya’yı Ortodoksların ibadetine açıyor. Çanakkale’nin adı Troya oluyor. Gürcistan ve Ermenistan, Türkiye’ye katılma kararı alıyor. Oya Sarı Hareketi, Ege’yi Türkiye’den ayırmak istiyor. Türkiye, Efes Özerk Bölgesi’ni kabul ediyor. Fenerbahçe, Ermeni yatırım şirketine satılıyor. Lezbiyen aday, Türkiye Cumhurbaşkanlığı seçimine giriyor. 20. yüzyılda demokrasinin en ileri tarifi, “Azınlığın çoğunluk olabileceği rejim” idi. Özkök, “suç ortakları” Emrah Akkurt ve İsmet Berkan ile birlikte, bu tarifi şöyle değiştiriyor: “Mümkünsüzün mümkün olabileceği bir rejim.” Kitapta her “günah” iki altbölümde ele alınıyor. “Senaryo” bölümlerinde söz konusu “günah”ların gerçekleşme süreçleri gazetecilik yaklaşımıyla öykülenirken, “Tartışma” bölümlerinde Emrah Akkurt’un Özkök’le yaptığı değerlendirme söyleşileri yer alıyor. Garanti veriyoruz: Bu söyleşiler de en az senaryo bölümleri kadar provokatif ve zihin açıcı!]]></description><enclosure url="http://www.dogankitap.com.tr/images/kapak/ybGunah.jpg" type="image/jpeg" /><link>http://www.dogankitap.com.tr/kitap/Yedi+B%C3%BCy%C3%BCk+G%C3%BCnah-1611</link><guid>http://www.dogankitap.com.tr/kitap/Yedi+B%C3%BCy%C3%BCk+G%C3%BCnah-1611</guid><pubDate>Mon, 07 May 2012 00:00:00 +0300</pubDate></item> <item><title><![CDATA[Siyaset İskelesi]]></title><description><![CDATA[Yakın dönem siyasi tarihimize derinlikli bir bakış

Deniz Bölükbaşı,  Dışişleri İskelesi’nden sonra şimdi de Siyaset İskelesi’nden yelken açıyor.


Bugüne kadar şaşırtıcı biçimde MHP ve Ülkücü hareketin tarihi konusunda pek kitap yayımlanmayan ülkemizde, siyasi çevrelerde yankı yaratacak bir kitap raflardaki yerini alıyor: “Siyaset İskelesi” 

 “Siyaset İskelesi”, Deniz Bölükbaşı’nın babası Osman Bölükbaşı’nın siyasi görüşleri, milliyetçiliği ve ayrı partilerde olmalarına rağmen Alpaslan Türkeş’le dostluğuna dair kısa bir girişle başlıyor. Kitap, daha sonra,1960’ların sonlarından itibaren örgütlü milliyetçilik hareketi, Türkiye’de komünizm hareketleri, MHP’nin komünizmle mücadelesi ekseninde ilerliyor. I. ve II. MC hükümetleri, 12 Eylül, MHP davası ve Türkeş’in savunması, kitabın ikinci bölümünü oluşturuyor. 
Türkeş’in ölümünün ardından Devlet Bahçeli’nin siyaset sahnesine çıkışı, kongre süreçleri, fikirsel-örgütsel çalkantılar ve Bahçeli’nin partiyi toparlayıp hükümet ortağı yapması, Bahçeli’nin çok yakınında çalışmış olan Deniz Bölükbaşı tarafından ayrıntılı şekilde aktarılıyor. Kitap diğer bölümlerinde, Kürt açılımı vb. AKP politikaları üzerinden, AB-PKK ortaklığına, özellikle Mehmet Haberal ve Engin Alan gibi isimlerin haksız yere içeri atıldıkları iddiası üzerinden Ergenekon operasyonları eleştirisine girişiyor. Bölükbaşı’nın milletvekilliği süreci, son seçimler öncesinde kendisinin de aralarında bulunduğu MHP’lilere yönelik, gizli internet sitelerinin yıpratma kampanyası neticesinde adaylıktan istifa etmesiyle son buluyor. Bölükbaşı, önceki kitabında olduğu gibi vefayla andığı ülküdaşları hakkında da kitapta küçük bir bölüm ayırmış.]]></description><enclosure url="http://www.dogankitap.com.tr/images/kapak/sIskelesi.jpg" type="image/jpeg" /><link>http://www.dogankitap.com.tr/kitap/Siyaset+%C4%B0skelesi-1615</link><guid>http://www.dogankitap.com.tr/kitap/Siyaset+%C4%B0skelesi-1615</guid><pubDate>Sat, 12 May 2012 00:00:00 +0300</pubDate></item> <item><title><![CDATA[Sen Olmasaydın Ben Ne Yapardım?]]></title><description><![CDATA[Fransa’nın en çok satan yazarlarından Guillaume Musso yeni romanında aşkı ve aşkın bedelini sorguluyor. Basit, sade ve son derece akıcı bir dille kaleme alınan Sen Olmasaydın Ben Ne Yapardım adlı roman, iki farklı kültürden iki insanın imkansız aşkını polisiye bir örgüyle anlatıyor. Fransa’da 1 milyonun üzerinde satan romanda, Fransız Martin ve Amerikalı Gabrielle yirmili yaşlarındayken San Francisco’da tanışır ve aşık olurlar. Birlikte geçirdikleri birkaç günden sonra Martin Fransa’ya dönmek zorunda kalır. Bir süre birbirleriyle mektuplaşırlar. Martin, Gabrielle’le New York’ta buluşabilmek için para biriktirip Amerika’ya döner. Ama Gabrielle, çok önemli bir sebepten dolayı bu randevuya gelmez. Yıkılan Martin Fransa’ya döner. Ne var ki, bu olaydan on üç yıl sonra hayatları yeniden kesişecektir. Çünkü bir polis olan Martin’in yakalamaya çalıştığı son suçlu, paha biçilmez sanat eserlerinin usta hırsızı Archibald, aslında Gabrielle’in hiç tanımadığı babasıdır. Ve kader bu üç insanı bir hastanede bir araya getirir.

Fransa’nın başarılı genç nesil yazarlarından Musso, eserlerinde doğaüstü olaylarla aşk hikayelerini harmanlamayı seviyor. Sen Olmasaydın Ne Yapardım’da da romantik bölümler fantastik bölümler kadar çarpıcı bir dille anlatılıyor. Tüm eserlerinde sinematografik bir kurgu oluşturan Musso, Serge Gainsbourg şarkılarından Victor Hugo’ya, Proust’tan Stephen King’e kadar ünlü sanatçılardan alıntılara romanının değişik bölümlerinde yer veriyor.]]></description><enclosure url="http://www.dogankitap.com.tr/images/kapak/sobnYapardim.jpg" type="image/jpeg" /><link>http://www.dogankitap.com.tr/kitap/Sen+Olmasayd%C4%B1n+Ben+Ne+Yapard%C4%B1m-1616</link><guid>http://www.dogankitap.com.tr/kitap/Sen+Olmasayd%C4%B1n+Ben+Ne+Yapard%C4%B1m-1616</guid><pubDate>Sun, 13 May 2012 00:00:00 +0300</pubDate></item> <item><title><![CDATA[Balık Çocuk]]></title><description><![CDATA[Lucía Puenzo’nun, sinemaya da uyarladığı ilk romanı “Balık Çocuk” Türk okurlarla buluşuyor. Arjantinli yazar-yönetmen Lucía Puenzo’nun Balık Çocuk adlı romanı, yozlaşmış, dağılmış Buenos Airesli bir burjuva ailesinin ergenlik yaşındaki kızı Lala ile, evlerinde hizmetçi olarak çalışan 17 yaşındaki Paraguaylı kız Guayi arasındaki tutkulu aşk hikâyesini anlatıyor. Romanın en önemli özelliği, bu sıradışı aşkın, Lala’nın yanından ayırmadığı köpeği Serafim’in ağzından aktarılması. Roman, iki ayrı ülkeden, birbirine tamamen zıt sosyal sınıflara mensup iki ergen kız arasındaki tutkulu aşk hikâyesini anlatmakla birlikte, esas olarak günümüz Arjantin toplumunun bir eleştirisi niteliğini taşıyor. Yozlaşmış, adaletsiz, karşıtlıklarla dolu bir toplumda bir yandan ancak onun nitelikleriyle var olabilen, diğer yandan ise ondan kaçabilmek için acı çeken, şiddete başvuran, cinayet işleyen insanları konu edinen roman, bir balık çocuğun da varlığıyla okuyucuda masalsı bir izlenim bırakıyor. 2009 yılında sinemaya uyarlanan aynı adlı filmin yönetmenliğini de yapan Puenzo’nun ilk romanı Balık Çocuk, toplumsal eşitsizlikleri yok eden, tabuları ezip geçen saf ve tutkulu bir aşkın hikâyesini özgün bir dille anlatarak tüm dünyada büyük bir ilgi uyandırdı. Arjantinli ünlü yönetmen Luis Puenzo’nun kızı olan Lucía Puenzo, sinema çevrelerinde büyük ilgi uyandıran 2007 yılı yapımı ilk filmi XXY ile de Cannes’da Eleştirmenler Haftası ödülüne layık görülmüştü.]]></description><enclosure url="http://www.dogankitap.com.tr/images/kapak/bCocuk.jpg" type="image/jpeg" /><link>http://www.dogankitap.com.tr/kitap/Bal%C4%B1k+%C3%87ocuk-1613</link><guid>http://www.dogankitap.com.tr/kitap/Bal%C4%B1k+%C3%87ocuk-1613</guid><pubDate>Thu, 10 May 2012 00:00:00 +0300</pubDate></item> <item><title><![CDATA[Geceden Doğan]]></title><description><![CDATA[Hayatın görünmeyen yüzüne talip olanlara, görünen her şey rehber kesilir. Atlar bile...
 


İzmirli Levanten Antonio Montanaro ile şehrin ileri gelenlerinden Süleyman Cenubî iş ortağı aynı zamanda da yakın arkadaşdırlar. Antonio Montanaro, eşi Victoria, oğlu Enrico ve kızı Rosa’yla Karşıyaka’nın Frenk mahallesinde yaşar.  13 Eylül 1922 Çarşamba sabahı İzmir ateşe verilirken onların evi de yakılır. Victoria ve Enrico ölür, Antonio Montanaro bıçaklanmış olarak bulunur, kızı Rosa’yı ise Süleyman Cenubi’nin oğlu Ali bulur. Yıllar sonra Ali ile Rosa evlenirler.
Ali Cenubi Gece adını verdiği siyah bir ata sevdalanınca konforlu hayatını da karısını da İzmir’de bırakıp Datça’ya yerleşir.  Bir süre Gece’nin rehberliğinde hikmet arayan Ali, atının ölümüyle yıkılır. Hayata artık beyaz tay Geceden’le devam edecektir.   
Karanlıktan korkup geceyi seven Ali Cenubî, susarak konuşan Gönül, ölümün eşiğinde “babadan doğ” emri alan Antonio, anlamadığı bir dua zihnine nakşolan Rosa, her şeyin tarihini tutup kendi tarihinden kaçan Sefer Dayı, içindeki mücevheri bilmeyen kuyumcu Galip, tek adla binbir kılığa giren Hayatî…
Yarattığı güçlü ve ilginç karakterleriyle Geceden Doğan, kuşaktan kuşağa aktarılan bilginin hikâyesi. Bilginin taşıdığı hikmetin...]]></description><enclosure url="http://www.dogankitap.com.tr/images/kapak/gDogan.jpg" type="image/jpeg" /><link>http://www.dogankitap.com.tr/kitap/Geceden+Do%C4%9Fan-1614</link><guid>http://www.dogankitap.com.tr/kitap/Geceden+Do%C4%9Fan-1614</guid><pubDate>Fri, 11 May 2012 00:00:00 +0300</pubDate></item> <item><title><![CDATA[Leyla'nın Evi]]></title><description><![CDATA[Zülfü Livaneli’nin yayımlandığı 2006 yılından itibaren daima çok ilgi görmüş, tiyatroya da uyarlanmış romanı Leyla’nın Evi Doğan Kitap ailesinde yerini alıyor. Boğaziçi’nde Bosnalılar Yalısı’nda doğup büyümüş paşa torunu Leyla Hanım, yalının yeni sahibi Ömer Cevheroğlu tarafından sokağa atılır ve mahallenin çocuklarından gazeteci Yusuf’un Cihangir’deki bekâr evine sığınmak zorunda kalır. Yusuf’un sevgilisi Rukiye, Almanya’da peep-show’larda modellik yapmış, Roxy adını kullanarak arkadaşlarıyla birlikte hip-hop tarzı müzik yaparak “yırtmaya” uğraşan bir Almancı kızıdır. Zülfü Livaneli birbirinden kişilik, kuşak, çevre olarak tamamen farklı üç insanın hayatını birleştiren romanında, karakterlerin tümünü derinlemesine çizerken aynı zamanda toplumun panoramasını da çıkarıyor. Yok olmakta olan tüm güzellikleriyle İstanbul’a, ev ya da yuva kavramına da adanabilecek bir eser Leyla’nın Evi.]]></description><enclosure url="http://www.dogankitap.com.tr/images/kapak/lEvi.jpg" type="image/jpeg" /><link>http://www.dogankitap.com.tr/kitap/Leylan%C4%B1n+Evi-1610</link><guid>http://www.dogankitap.com.tr/kitap/Leylan%C4%B1n+Evi-1610</guid><pubDate>Thu, 03 May 2012 00:00:00 +0300</pubDate></item> <item><title><![CDATA[Yine Bana Döneceksin]]></title><description><![CDATA[Nedim Gürsel’in 90’lardan bugüne geniş bir coğrafyada yaptığı yolculukları anlatan yazılarından oluşuyor Yine Bana Döneceksin. Önce Yunan istan anıları ile başlıyor yazar bu yolculuklar serüvenine. Yunanistan’ın Gürsel’in yazarlık serüveninde önemi büyük. Çünkü ilk aşkın, ilk kadının coğrafyası Yunanistan. Gürsel, yalnızca aşkı anlatmıyor ama yazılarında, olası bir savaşın eşiğindeki Türk-Yunan ilişkileri de önemli bir yer tutuyor. Gerek politik gerek tarihsel altyapısıyla Kıbrıs da başrollerden birinde Yine Bana Döneceksin’de. Akdeniz’deki yolculuğumuz diğer bir durağı da üç dinin paylaşamadığı Kudüs. Ardından Beyrut, Fas, Mayorka, Rodos, Korsika, Saraybosna, Barselona, Paris, Berlin, Moskova ve Rio geliyor. Nedim Gürsel roman tadında okunan bu kitabında gittiği her ülkeye kendini götüren değil, gittiği her yerde kendini bulan bir yazar portresi çiziyor. Uzağın çağrısına kulak kesilerek edebiyat ve tarihin izinde uzaklara götürüyor bizleri…]]></description><enclosure url="http://www.dogankitap.com.tr/images/kapak/ybDoneceksin.jpg" type="image/jpeg" /><link>http://www.dogankitap.com.tr/kitap/Yine+Bana+D%C3%B6neceksin-1608</link><guid>http://www.dogankitap.com.tr/kitap/Yine+Bana+D%C3%B6neceksin-1608</guid><pubDate>Tue, 01 May 2012 00:00:00 +0300</pubDate></item> <item><title><![CDATA[Seni Korkularınla Seviyorum]]></title><description><![CDATA[Anne Baba Akademisi serisinin yeni kitabı “Seni Korkularınla Seviyorum” ebeveynler için vazgeçilmez bir rehber

Anne babalar, çocuklarının korkularıyla ilgili tüm sorularına, Maria Luisa Ferrerós’un “Seni Korkularınla Seviyorum” adlı kitabında yanıt bulacaklar. Çocuk psikolojisi alanında dünyanın önde gelen isimlerinden olan Ferreros’un, Anne– Baba Akademisi’nde yayımlanan ilk kitabı Sarıl Bana
Anne’ydi. Bu ikinci kitabı ise son derece insani ve bir bakıma faydalı bir duygu olan korkuyu reddetmek yerine onunla yüzleşip sebeplerini bulma ve alt etme yöntemlerini sunuyor okura. Kitapta, çocukların zaman zaman ortada mantıklı hiçbir sebep yokken akıldışı korkular geliştirdiğinden söz edilirken, anne babalara da bu korkuları yenmek konusunda çeşitli püf noktaları gösteriliyor. Gerçek hikayelere de yer verilen çalışmada, korku nedir, ne işe yarar, sebepleri nelerdir, korku, kaygı ve fobi arasındaki farklar, çocukların korkularıyla yüzleşmeleri için temel yöntemler, hayali veya gerçek bilinçli korkular, bilinçaltındaki korkular, çocuklarda sık görülen fobiler ve bunlarla nasıl başa çıkılacağı, çocukların gördükleri rüyaların anlamları ve bu doğrultuda ebeveynlerin onlara nasıl davranması gerektiği gibi konular altı bölüm halinde anlatılıyor. Yalnız kalmak istemeyen, karanlıktan korkan, yabancılardan çekinen, gecelerini kâbuslarla geçiren, yalnızca anne ve babasının yatağında huzurlu bir şekilde uyuyan, hayvanların karşısında paniğe kapılan ve yeni şeyler yapmaya cesaret edemeyen pek çok çocuk var. Anne-babalar da onlar için endişelenip duruyorlar. Seni korkularınla seviyorum ebeveynlerin endişelerini çözüme dönüştürecek çok yararlı bir başucu kitabı. Tüm Anne-Baba Akademisi kitapları gibi…]]></description><enclosure url="http://www.dogankitap.com.tr/images/kapak/skSeviyorum.jpg" type="image/jpeg" /><link>http://www.dogankitap.com.tr/kitap/Seni+Korkular%C4%B1nla+Seviyorum-1609</link><guid>http://www.dogankitap.com.tr/kitap/Seni+Korkular%C4%B1nla+Seviyorum-1609</guid><pubDate>Wed, 02 May 2012 00:00:00 +0300</pubDate></item> <item><title><![CDATA[1Q84]]></title><description><![CDATA[Fantastiğe göz kırpan, büyüleyici, kült bir başyapıt…

Murakami “1Q84”de sorguluyor:
Yaşadığın dünya gerçek mi?


Japonya’nın en önemli ve popüler yazarlarından Haruki Murakami’nin, George Orwell’in ünlü fütüristik romanı “1984“e gönderme yaptığı başyapıtı “1Q84“, özellikle ABD ve Japonya’da fırtınalar estirdikten sonra şimdi Türkiye’de.

Murakami’nin, fantastiğe göz kırpan, sürükleyici ve zaman zaman gerçeküstü bir hal alan yeni romanını, “modern dünyanın yozlaşmasını ve yabancılaşmayı daha iyi yansıtmak için aynanın diğer tarafında yapılan bir gezinti” olarak değerlendirmek mümkün. Bir başka deyişle, Murakami’nin bu kült romanı, okuyucuyu, algıdaki gerçekliği irdelemek için düşsel bir serüvene davet ediyor.

Sadece Japonya’da 4 milyonun üzerinde satan 1Q84, gittikçe gerçekliğini yitiren bir dünyada yaşayan, bir çeşit kiralık katil olan Aomame ile romancı Tengo’nun çarpıcı hikayesini anlatıyor. Birbirleriyle 10 yaşında tanışan ancak hiç konuşmayan bu karakterlerin 30’lu yaşlarında birbirlerini yeniden bulma serüveni, sadece bir aşk romanı olarak nitelenemeyecek kadar çok sesli ve çok katmanlı. 

Murakami eserinde, “1984 “de olduğu gibi yakın bir gelecek hayali değil, önceden var olmuş olayları farklı bir şekilde kurgulayarak bambaşka bir “şimdiki zaman“  yaratıyor. “Gökyüzünde iki ayın görülebildiği” bu zamanda, “iyilik” yapmaya çalışan ancak eylemleri “kötülükle” sonuçlanan insanlar yaşıyor. “İyilik” ve “kötülüğün” ayrımının bulanık olduğu bu dünyada, her şeyi gözetleyen “Big Brother” yerine, “Little People” adlı varlıklar hüküm sürüyor.  Kolektif bilinçaltının temsilcisi olan bu varlıklar, karanlık dönem ve mekanlarda ortaya çıkıyorlar. Ne iyi ne de kötü bir kavramı temsil eden “Little People”, her seferinde romanın kahramanlarına karşı bir güç olarak beliriyor. 

Kitabın ismini nerden aldığına gelince, Q (kyu) sesi Japonca’da “dokuz” anlamına da geliyor ve “9” ile “Q” aynı şekilde telaffuz ediliyor. Q aynı zamanda bu muhteşem romanın içindeki “Questions”a da (sorular) bir gönderme yapıyor.]]></description><enclosure url="http://www.dogankitap.com.tr/images/kapak/1Q84.jpg" type="image/jpeg" /><link>http://www.dogankitap.com.tr/kitap/1Q84-1607</link><guid>http://www.dogankitap.com.tr/kitap/1Q84-1607</guid><pubDate>Fri, 20 Apr 2012 00:00:00 +0300</pubDate></item> <item><title><![CDATA[Baba Seni Neden Oraya Koydular?]]></title><description><![CDATA[“İçimde, hak, hukuk ve adalet adına ne varsa yıkarak beni hapsettiler, ama başarılı olamadılar. Çünkü gerçekler hapsedilemez.” “Silivri Cezaevi’nde ‘silahlı terör örgütü üyesi’ olmak suçlamasıyla tutukluluğumun neredeyse birinci ayı dolmak üzereydi. Her pazartesi on dakikalık telefon görüşmesini yapıyorduk eşim Vecide ve kızım Vecide Defne ile. Konuşmanın ortasında kızım ‘Baba, seni neden oraya koydular?’ diye sordu. Sekiz yaşındaki kızım yaşananları anlamaya çalışıyordu. Cevabını da benden bekliyordu.” Nedim Şener, kendisini cezaevine götüren süreci, savcılık sorgusunu ve cezaevi günlerini aktardığı kitabına bu sözlerle başlıyor. Kızının sorduğu sorunun yanıtını belki de tüm ülke merak ediyor: Sahi Nedim, seni neden oraya koydular? Sonuçta o gerçeği aramak için yola çıkmış bir gazeteciydi. Yolsuzluk, çeteler, vergi kaçakçılığı, hayali ihracat gibi pek çok konunun yanı sıra Hrant Dink cinayeti ve arkasındaki devlet parmağının izini sürüyordu. Yaptığı haberler, yazdığı kitaplar ona ödüller kazandırdı. Tabii düşmanlar da… Baba Seni Neden Oraya Koydular?, Nedim Şener, Odatv davası kapsamında gözaltına alınmasından bugüne kadar
gelen süreci değerlendirirken cezaevinde yaşadıklarının ve mahkeme sürecinin bilinmeyen yönlerini de okurla paylaşıyor.]]></description><enclosure url="http://www.dogankitap.com.tr/images/kapak/bsnoKoydular.jpg" type="image/jpeg" /><link>http://www.dogankitap.com.tr/kitap/Baba+Seni+Neden+Oraya+Koydular-1605</link><guid>http://www.dogankitap.com.tr/kitap/Baba+Seni+Neden+Oraya+Koydular-1605</guid><pubDate>Wed, 18 Apr 2012 00:00:00 +0300</pubDate></item> <item><title><![CDATA[Üç Maymun]]></title><description><![CDATA[Türk sinemasının 2000’li yıllarına damgasını vuran Nuri Bilge Ceylan’dan, Cannes Film Festivali’nde “En İyi Yönetmen Ödülü”ne layık görülen “Üç Maymun” filmiyle ilgili tüm detayları içeren, kapsamlı bir sinema kitabı geliyor. Kitapta; filmin sinopsisi ve özgün senaryosunun yanı sıra, Cannes’daki serüvenine dair iç ve dış basında çıkan yorum ve haberler, söyleşiler, Nuri Bilge Ceylan’ın ve yapımcı Zeynep Özbatur Atakan’ın güncesi yer alıyor.

“Üç Maymun”, yeni Türk sinemasının başarı tablosundaki en önemli halkayı oluşturuyor kuşkusuz. Film, sadece dünyanın en önemli festivali olarak kabul edilen Cannes Film Festivali’nden değil, dünyanın birçok önemli film festivalinden de ödülle dönme başarısını gösterdi. Filmin senaryosuna Ebru Ceylan ve Ercan Kesal ile birlikte imza atan Nuri Bilge Ceylan, 2008 Cannes Film Festivali’nin ödül töreninde yaptığı kısa konuşmada, ödülünü “yalnız ve güzel ülkesine” ithaf etmesiyle dikkat çekmişti.

Nuri Bilge Ceylan’ın “görsel gücü”nü derinlemesine yansıtan “Üç Maymun”, “altından kalkamayacağı acılara ya da sorumluluklara maruz kalmamak için gerçeği bilmek istememek, onu görmemek, duymamak, hakkında konuşmamak ya da günümüz tabiriyle üç maymunu oynamak” üzerine kurulu bir film. Filmde, küçük zaafların büyük yalanlara dönüşerek parçaladığı bir ailenin gerçeği örtbas ederek her şeye rağmen bir arada kalma çabası anlatılıyor.

Sinemaseverler, mesleği sinema olanlar ve sinemacı adayları için müthiş bir başucu kitabı olacak Üç Maymun. Bir ustanın film hazırlıklarına eşlik etmeye, çekimlerine tanık olmaya, hakkında söylenenleri duymaya, başarısını paylaşmaya, sinemanın çilesine, zevkine, cazibesine hazırsanız, görsellikle dolu sayfalar sizi bekliyor.]]></description><enclosure url="http://www.dogankitap.com.tr/images/kapak/uMaymun.jpg" type="image/jpeg" /><link>http://www.dogankitap.com.tr/kitap/%C3%9C%C3%A7+Maymun-1606</link><guid>http://www.dogankitap.com.tr/kitap/%C3%9C%C3%A7+Maymun-1606</guid><pubDate>Thu, 19 Apr 2012 00:00:00 +0300</pubDate></item> </channel></rss>
