Değişen Koşullarda Alevîlik
Paylaşım:
Değişen Koşullarda Alevîlik

Kitap Künyesi:

ISBN: 975-6719-14-1

Sayfa Sayısı: 160

Ebat: 13.5 x19.5 cm

Yayın Tarihi: 1992

Kategori: Araştırma - İnceleme

Kitap Hakkında:

"Alevîlik" sözlük anlamıyla, "Ali yanlısı, Ali’ye bağlı olanlar" demektir. Ancak inanç olarak Anadolu Alevîliği, aynı anlama gelen Şia’dan (taraftar, Ali taraftarı) ve bugün Şiîliğin baş temsilcisi ve önderi olan İran’ın resmî zihniyetinden ve din anlayışından farklılıklar gösterir. Kavram olarak Alevîlik, Reha Çamuroğlu’nun "İsmail" adlı romanının konusunu oluşturan Şah İsmail ve onun İran’da kurduğu Safevî Devleti’yle birlikte (1501) şekillenmeye başlar. Safevîlik, o tarihe kadar Anadolu’da yaşayagelen değişik heterodoks gruplar arasında daha fıkhî (hukukî) yönde bir farklılaşma yaratır. Çaldıran Savaşı (1517) öncesinde Osmanlı Sultanı I. Selim’in Anadolu’da giriştiği temizlik harekâtı ve sonrasında Sünnî etkilerle birlikte, Alevî-Sünnî ayrımı keskinleşir. Safevî hükümdarı Şah İsmail’in iktidar adına tasavvuftan vazgeçip doğası gereği her tür iktidara mesafeli duran heterodoksiye (Alevîlere) baskı uygulayarak Şiî fıkhına yönelmesi, Alevîleri Şiîlerden de ayırır. Reha Çamuroğlu, "Değişen Koşullarda Alevîlik" adlı kitabında Alevîliğin hem tarih içinde yaşadığı bu değişimi anlatır hem de günümüz Türkiye’sinde karşı karşıya kaldığı sorunları irdeler. Yüzyıllar boyunca ortodoks İslam’ın onayını alan bütün iktidarlar Alevîliği merkezden çevreye itmiş, bu nedenle de Alevîler endogamik (içevliliklerle çoğalan), üyeliğin, İbranî-Musevî ilişkisinde olduğu gibi, soy yoluyla tanımlandığı, güçlü, kapalı bir kolektif kimliğe sahip bir cemaat olarak algılanır hale gelmiştir. Ancak Alevîlerin, itikat temelinde hiçbiri köken olarak Alevî topluluklardan gelmeyen Bektaşîlerle toplumsal teması ve bunun olumlu sonuç vermesi gelişimin yönünü değiştirmiştir. 1950’lerde başlayan kırdan kente göç hareketiyle birlikte Alevîlik dış dünyaya iyice açılır. 1946’da tek parti iktidarının sona ermesiyle Alevîlik siyasetin ilgisini çeker. Alevîlerin önemli bir bölümü, 1960’lı ve 1970’li yıllar boyunca dinsel kimliklerini terk edip sosyalizme yönelirler. Bu dönemde Çorum ve Kahramanmaraş’ta yaşanan iki önemli kanlı olayda, Alevîler ile Sünnîler karşı karşıya getirilmek istenir. Alevîler provokasyona gelmez. 1980’lerin sonundan itibaren ise, Reha Çamuroğlu’nun deyişiyle bir "Alevî rönesansı" başlar. "Alevîlik sorunu" Türk medyasının en çok tartışılan konusu haline gelir. Alevî dergi ve gazeteleri ile çok sayıda Alevî yazarın Alevîliği savunan yazı ve kitapları yayımlanır, Türkiye’de ve Avrupa’da çok sayıda dernek kurulur. Sosyalist Blok’un da çökmesiyle birlikte yaşanan gelişmeler sonucunda, Alevîlerin büyük çoğunluğu Alevîliği, sosyalizmden bile daha adil, eşitlikçi ve özgürlükçü bir ideoloji olarak yeniden keşfeder. Bu uyanıştaki ikinci etken, siyasal İslam’ın yükselişi ve 2 temmuz 1993’te Sivas’taki bir Alevî şenliğine katılanların İslamcılar tarafından katledilmesi, üçüncüsü ise Kürt sorunudur. Önemli bir bölümü Kürt olan Alevîler, bu çatışmanın neden olduğu milliyetçi gerilimlerin cemaatlerini etkilediğini fark edip birlik ilkesini öne çıkarırlar. Alevî kimliğinde son on yıl içinde gerçekleşen bu netleşme, yazılı bilgi aktarma geleneğinin olmamasının neden olduğu bir başka sorunu açığa çıkarır. "Günümüzde pop kültürden postmodern ‘guru’ arayışlarına kadar uzanan bir yelpazede yeniden yapılanan Alevî inancı kendisini hangi eksenlere oturtacaktır?" Reha Çamuroğlu, bu sorusunu, 1990’lı yıllardan günümüze, değişik dergilerde yayımladığı yazılarda arar ve bulduğu cevapları, "Değişen Koşullarda Alevîlik"te toplar. Kitap, bir sunuş ve iki ekle birlikte toplam yirmi yazıdan oluşur. Yazar "Türkiye’de Alevî Uyanışı" başlıklı yazısında, Alevî uyanışının yakın dönemdeki tarihsel ve politik dönüm noktalarını belirler. "Osmanlı-Alevî İlişkileri"nde, Anadolu Alevîliği ile Sünnîliğin, "Şiîlik ve Alevîlik"te ise Alevîlik ile Şiîliğin kırılma noktalarını ele alır. "Diyanet’in Asimilasyon Hareketi" ve "İslam Dairesi" başlıklı yazılar, maaşlarında Alevîlerin ödediği vergilerin de payı olan Diyanet İşleri Başkanlığı ile Alevîliği ortodoks İslam’a göre yorumlayan bir ilahiyatçıya karşı polemik yazılarıdır. Diğer makalelerde ise Alevî olup da ortodoksiden etkilenerek Alevîliği eleştirenlerden, yazarın, cemaat içinde gözlemlediği sorunlara kadar bir dizi soruya cevap getirilir. Son iki ek ise Reha Çamuroğlu’nun, bu zihniyet dünyasına bağlı kalarak, daha iyi bir birey, daha iyi bir dünya yaratma özlemini dile getirdiği birer deneme niteliğini taşır. "Değişen Koşullarda Alevîlik", günümüz koşullarında kimliğini yeniden tanımlama çabasındaki Alevîler kadar, Alevîlik hakkında önbilgi edinmek isteyen her tür okur için de, zihni daha derinlemesine okumaya iten uyarıcı nitelikte bir derlemedir.

Kitap Hakkında:

"Alevîlik" sözlük anlamıyla, "Ali yanlısı, Ali’ye bağlı olanlar" demektir. Ancak inanç olarak Anadolu Alevîliği, aynı anlama gelen Şia’dan (taraftar, Ali taraftarı) ve bugün Şiîliğin baş temsilcisi ve önderi olan İran’ın resmî zihniyetinden ve din anlayışından farklılıklar gösterir. Kavram olarak Alevîlik, Reha Çamuroğlu’nun "İsmail" adlı romanının konusunu oluşturan Şah İsmail ve onun İran’da kurduğu Safevî Devleti’yle birlikte (1501) şekillenmeye başlar. Safevîlik, o tarihe kadar Anadolu’da yaşayagelen değişik heterodoks gruplar arasında daha fıkhî (hukukî) yönde bir farklılaşma yaratır. Çaldıran Savaşı (1517) öncesinde Osmanlı Sultanı I. Selim’in Anadolu’da giriştiği temizlik harekâtı ve sonrasında Sünnî etkilerle birlikte, Alevî-Sünnî ayrımı keskinleşir. Safevî hükümdarı Şah İsmail’in iktidar adına tasavvuftan vazgeçip doğası gereği her tür iktidara mesafeli duran heterodoksiye (Alevîlere) baskı uygulayarak Şiî fıkhına yönelmesi, Alevîleri Şiîlerden de ayırır. Reha Çamuroğlu, "Değişen Koşullarda Alevîlik" adlı kitabında Alevîliğin hem tarih içinde yaşadığı bu değişimi anlatır hem de günümüz Türkiye’sinde karşı karşıya kaldığı sorunları irdeler. Yüzyıllar boyunca ortodoks İslam’ın onayını alan bütün iktidarlar Alevîliği merkezden çevreye itmiş, bu nedenle de Alevîler endogamik (içevliliklerle çoğalan), üyeliğin, İbranî-Musevî ilişkisinde olduğu gibi, soy yoluyla tanımlandığı, güçlü, kapalı bir kolektif kimliğe sahip bir cemaat olarak algılanır hale gelmiştir. Ancak Alevîlerin, itikat temelinde hiçbiri köken olarak Alevî topluluklardan gelmeyen Bektaşîlerle toplumsal teması ve bunun olumlu sonuç vermesi gelişimin yönünü değiştirmiştir. 1950’lerde başlayan kırdan kente göç hareketiyle birlikte Alevîlik dış dünyaya iyice açılır. 1946’da tek parti iktidarının sona ermesiyle Alevîlik siyasetin ilgisini çeker. Alevîlerin önemli bir bölümü, 1960’lı ve 1970’li yıllar boyunca dinsel kimliklerini terk edip sosyalizme yönelirler. Bu dönemde Çorum ve Kahramanmaraş’ta yaşanan iki önemli kanlı olayda, Alevîler ile Sünnîler karşı karşıya getirilmek istenir. Alevîler provokasyona gelmez. 1980’lerin sonundan itibaren ise, Reha Çamuroğlu’nun deyişiyle bir "Alevî rönesansı" başlar. "Alevîlik sorunu" Türk medyasının en çok tartışılan konusu haline gelir. Alevî dergi ve gazeteleri ile çok sayıda Alevî yazarın Alevîliği savunan yazı ve kitapları yayımlanır, Türkiye’de ve Avrupa’da çok sayıda dernek kurulur. Sosyalist Blok’un da çökmesiyle birlikte yaşanan gelişmeler sonucunda, Alevîlerin büyük çoğunluğu Alevîliği, sosyalizmden bile daha adil, eşitlikçi ve özgürlükçü bir ideoloji olarak yeniden keşfeder. Bu uyanıştaki ikinci etken, siyasal İslam’ın yükselişi ve 2 temmuz 1993’te Sivas’taki bir Alevî şenliğine katılanların İslamcılar tarafından katledilmesi, üçüncüsü ise Kürt sorunudur. Önemli bir bölümü Kürt olan Alevîler, bu çatışmanın neden olduğu milliyetçi gerilimlerin cemaatlerini etkilediğini fark edip birlik ilkesini öne çıkarırlar. Alevî kimliğinde son on yıl içinde gerçekleşen bu netleşme, yazılı bilgi aktarma geleneğinin olmamasının neden olduğu bir başka sorunu açığa çıkarır. "Günümüzde pop kültürden postmodern ‘guru’ arayışlarına kadar uzanan bir yelpazede yeniden yapılanan Alevî inancı kendisini hangi eksenlere oturtacaktır?" Reha Çamuroğlu, bu sorusunu, 1990’lı yıllardan günümüze, değişik dergilerde yayımladığı yazılarda arar ve bulduğu cevapları, "Değişen Koşullarda Alevîlik"te toplar. Kitap, bir sunuş ve iki ekle birlikte toplam yirmi yazıdan oluşur. Yazar "Türkiye’de Alevî Uyanışı" başlıklı yazısında, Alevî uyanışının yakın dönemdeki tarihsel ve politik dönüm noktalarını belirler. "Osmanlı-Alevî İlişkileri"nde, Anadolu Alevîliği ile Sünnîliğin, "Şiîlik ve Alevîlik"te ise Alevîlik ile Şiîliğin kırılma noktalarını ele alır. "Diyanet’in Asimilasyon Hareketi" ve "İslam Dairesi" başlıklı yazılar, maaşlarında Alevîlerin ödediği vergilerin de payı olan Diyanet İşleri Başkanlığı ile Alevîliği ortodoks İslam’a göre yorumlayan bir ilahiyatçıya karşı polemik yazılarıdır. Diğer makalelerde ise Alevî olup da ortodoksiden etkilenerek Alevîliği eleştirenlerden, yazarın, cemaat içinde gözlemlediği sorunlara kadar bir dizi soruya cevap getirilir. Son iki ek ise Reha Çamuroğlu’nun, bu zihniyet dünyasına bağlı kalarak, daha iyi bir birey, daha iyi bir dünya yaratma özlemini dile getirdiği birer deneme niteliğini taşır. "Değişen Koşullarda Alevîlik", günümüz koşullarında kimliğini yeniden tanımlama çabasındaki Alevîler kadar, Alevîlik hakkında önbilgi edinmek isteyen her tür okur için de, zihni daha derinlemesine okumaya iten uyarıcı nitelikte bir derlemedir.

Yazar Hakkında:

İstanbul’da memur bir anne ve muhasebeci bir babanın oğlu olarak 20 ağustos 1958’de doğan Reha Çamuroğlu, ilköğrenimini Ankara’da, ortaöğrenimini İstanbul’da tamamladıktan sonra 1986’da Boğaziçi Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü’nü bitirdi. "Kara", "Efendisiz", "Cem" ve "Nefes" dergilerinde yazı işleri müdürlüğü, ansiklopedilerde tarih yazarlığı ... Yazarın Sayfası Yazarın Sayfası

Doğan Kitap Tarafından Yayımlanan Diğer Eserleri:

  • Doğan Holding
  • Doğan Kitap
  • Egmont
Doğan Egmont Copyright © 2019 | Tasarım ve Uygulama: Carbon Interaktif