"aşk" ile etiketlenen 12 kitap bulunmuştur.

Fırtınadan Sonra

Fırtınadan Sonra

Tehlikeli sularda sıra dışı bir aşk…

Nell geleceği görme yeteneğine sahip, güzel bir genç kızdır. Önce annesinin sonra da babasının ölümüne neden olan laneti ve acıyı unutmak, hayatının hedefi haline gelmiştir.

Bir gemi yolculuğunda Mikhail Belanov ve ailesiyle tanışır.

Genç kızın geleceği görme yeteneği bu yeni dostlarının hayatını kurtaracaktır. Ancak artık kendisi de tehlikededir. Çünkü acımasız vampirler onu da ölüm listesine dahil etmişlerdir.

Mina Hepsen’in hayal gücünü ortaya koyduğu bu romantik hikâye okuruna aynı zamanda gerilim dolu dakikalar da vaat ediyor.

Venedik'te Bin Gün

Venedik'te Bin Gün

Hayata en başından, ta başından başlama cesaretini verecek kadar güçlü ve “gerçek” bir aşk…

Venedik’teyim. Bin günden fazla bir zamandır buradayım.

Bin gün. Bir dakika. Bir an.

Tıpkı hayat gibi.

Fısıldayışını duyuyorum: Elimi tut ve benimle gençleş. Acele etme… Baştan başla… Saçına inciler tak… Patates yetiştir… Mumları yak… Ateşe bak… Birini sevme cesaretini göster… Kendine gerçeği söyle… Bu büyünün içinde kal.

Kalp kırıklıklarının ilacını lezzetli yemekler yapmakta bulan bir kadın… Onu Venedik’te, sokakta yürürken gören ve “Seni tanımadan önce bile âşıktım ben sana” diyen bir adam… Hayata en başından, ta başından başlama cesaretini verecek kadar güçlü ve “gerçek” bir aşk…

“Karşı konulmaz bir aşk hikâyesi…”
USA Today

Terk Edildim Eski Erkek Arkadaşın Günlüğü

Terk Edildim

Eski Erkek Arkadaşın Günlüğü

Okurken kahkahalarınıza engel olamayacağınız bir romantik-komedi…
Sorun bende değil sende!

Bomboş bir ev…
Gardıroptaki boş askılar…
Kısa bir veda mektubu…

On yıllık kız arkadaşı Jane arkasında sadece bir mektup bırakıp Edward’ı terk etti. Pılısını pırtısını toplayıp olabilecek en uzak yere, Tibet’e gitti. Ona yazdığı mektupta “Sen kendini bıraktın, ben de seni bırakıyorum” diyordu. Edward’ın önünde zorlu bir süreç var şimdi.

Üç ay sonra Jane geri döndüğünde onu –eğer mümkünse- yeniden kazanmak için Bay Doğru’ya dönüşmesi gerekiyor. Spordan diyete, cilt bakımından son moda trendi giysilere her şeye razı, her şeyi yapmaya da… Yeter ki Jane’in karşı koyamayacağı bir erkeğe dönüşebilsin. Yeter ki kaybettiği aşkı yeniden kazanabilsin.

Terk Edildim - Eski Erkek Arkadaşın Günlüğü, okurken kahkahalarınıza engel olamayacağınız bir kitap.

Bu kez kırılan kalp bir erkeğinki. Ve kahramanımız kırık kalbini iyileştirmek için kendini baştan yaratmak zorunda…

Kâğıt Kız

Kâğıt Kız

Kitapları dünyada 10 milyonun üstünde satılan ve 33 dile çevrilen Fransa’nın en çok satan yazarı Musso’dan soluk soluğa okuyacağınız sıra dışı bir roman…

“Fırtınalı bir gecenin ortasında, sırılsıklam ve çırılçıplak, terasımda belirdi.
- Nerden çıktınız siz?
- Düştüm.
- Nereden düştünüz?
- Kitabınızdan düştüm. Hikâyenizden düştüm yani!”

İlham perisini kaybeden ünlü yazar Tom Boyd’un hayatına aniden, romanlarının kahramanı Billie girer.
Billie güzeldir, umutsuzdur ve eğer Tom yazmayı bırakırsa ölecektir.

Yaşamın yalnızca bir romana bağlı olmasına dair canlı ve etkileyici bir serüven.
Basından
“Son derece başarılı bir olay örgüsü ve öngörülemeyen bir final.” Le Figaro Littéraire
“Sıradışı bir hayal gücüyle Musso son sayfaya kadar heyecanı koruyor.”
Direct soir

“Elinizden bırakamayacağınız büyüleyici, lezzetli ve sıradışı bir roman.”
France Dimanche

Kimdir Bu Hatun Kişi? Ah Bir Bilsem Keşke…

Kimdir Bu Hatun Kişi?

Ah Bir Bilsem Keşke…

Stiletto serisi yepyeni bir kitapla devam ediyor…

Jane Spring’in şahane bir planı var!

Otuz yaşında başarılı bir avukat, muhteşem bacaklara sahip bir genç kadın olabilir kendisi. Ama bu güzel sarışının aşk notu maalesef eksilerde.

Ancak bir kar fırtınası işleri değiştiriyor. Babası tarafından “erkek gibi kız” modelinde yetiştirilen Jane, New York’u kasıp kavuran bu kar fırtınasıyla evde hapis kalınca kafasında aniden bir ışık yanıyor.

Çünkü erkeklerin ne istediğini biliyor artık.
Aradığı aşkı bulmak için ne yapması gerektiğini biliyor.

Dişiliğin sihirli formülünü ona hiç ummadığı biri veriyor: Doris!
Hangi Doris mi?
Nasıl bilmezsiniz canım?
Filmlerinde karşısına çıkan her erkeği kalbinden vuran Doris Day tabii ki!

Güz Kokulu Günahlar

Güz Kokulu Günahlar

19. yüzyılda, İzmir’in levanten hayatında iz bırakan bir aşk ve ihanet öyküsü…

Hakan Yaman yeni romanı Güz Kokulu Günahlar’da, okuru 1870’lerin İzmir’ine, bir grup İtalyan kökenli levantenin çıktığı sıra dışı yolculuğa ve bir günlüğün sayfaları arasına götürüyor. Osmanlı ‹mparatorluğu’nun çöküş belirtilerinin çok uzağındaki bu insanların aşk, kıskançlık, ihanet ve intikam duygularıyla dolu serüvenleri, Ege dekorunda geçen bir İtalyan operası gibi etkileyici bir üslup ve muhteşem bir kurguyla anlatılıyor.

“Tanrım! Arkasından kim bilir neler söylemişlerdi bu rezaleti duyan düşmanları. Sen öyle kurumla dolaş bakalım dünyaları ben yarattım diye Alfredo Vitelli, demişlerdi içlerinden.
Karını, en yakın dostun...
Aman Tanrım bu olamaz.
Rüya bu, kâbus…
Evet, bir kâbus bu…
Bu düşünceler beni boğacak. Kaç kişi biliyor acaba bu rezaleti? Kaç kişi?”

Yedi kutsal kilise, üç günahkâr insan ve bir kararsız kurşun…

Kim

Kim

Nuriye Akman’dan bir yazarın varlığına anlam bulma mücadelesini anlatan etkileyici bir roman…

Adını ve yüzünü okurlarından yıllarca saklayan ünlü bir yazar, son kitabında kendini anlatmaya karar verir. “Ben” adını verdiği eseri, daha önce yazdığı 29 romanın şerhi olduğu kadar, övünç duyduğu egosunu da gözler önüne sermektedir.

Yazar, dinlenmek üzere gittiği bir sahil kasabasında cinsiyeti belirsiz birine âşık olur. “Kadın mısın, erkek mi?” sorusunu reddeder, çünkü bu sıradışı aşkı, çok güvendiği kalemine muazzam bir meydan okuma olarak görür. Onu yazdığı kitaplarla yarıştıracak bu problemi saf zekâsıyla çözmek ister. Fakat akıl, anlamaya yetmez. Kendini içinden çıkılmaz bir labirentin içinde bulan yazar, benliğinin adım adım çöküşüne tanıklık eder.

Kim, yazdıklarıyla sınanan bir yazarın varlığına anlam bulma mücadelesi. Başta cinsiyet olmak üzere insana “ben” dedirten bütün etiketlerin sorgulandığı, fiillere ve sıfatlara sahip olunamazlığın keşfi.

Sıcak Bedenler

Sıcak Bedenler

“Dünyanın sonu geldiğinde seni sadece aşk kurtarabilir…”

“Bir zombiyi bu kadar tutkuyla sevebileceğimi hiç düşünmemiştim.”
Stephenie Meyer

Ölüyüm, ama bu çok kötü değil.

Alışmayı öğrendim. Kendimi doğru düzgün tanımadığım için üzgünüm, ama artık ismim yok. Benimkinin baş harfi “R” idi, ama artık sadece bunu hatırlıyorum. Komik, çünkü sağlığımda hep başka insanların isimlerini unuturdum. Arkadaşım “M”nin dediğine göre zombi olmanın ironik tarafı şu ki, her şey komik geliyor ama dudakların çürüyüp döküldüğü için gülümseyemiyorsun…

Romeo’nun bir ölü, Juliet’in ise dünyanın sonunda hayatta kalmış bir avuç insandan biri olduğu bir aşk hikâyesi hayal edin… Ve insanlığı kurtaracak, bir zombiye yeniden hayat verecek kadar gerçek ve tutkulu bir aşkı…

Dağbozumu

Dağbozumu

Aşk, devrim, inanç üçgeninde hüzünlü ve sarsıcı bir yolculuk…

Yusuf ile Evin… Özgürlük için dağa çıkarlar. Ama aşklarını yaşamalarına izin verilmez oralarda. Dağ, aşkın yeşereceği iklim değildir. Dört bir yanları kurallarla, yasaklarla çevrilidir. Aşkın düşmanı çoktur.

Bu gerçeği fark ettiklerinde hayat onları bambaşka yerlere sürükler. Her şeye rağmen aşkını korumayı başaran, aşkının nişanesi tokaya sıkı sıkı sarılıp onunla hayata bağlanan Yusuf bir yana, devrim uğruna her şeyden vazgeçilebileceğini düşünen Evin başka bir yana savrulur.

Aytekin Yılmaz’ın ilk romanı Dağbozumu okurunu aşk, devrim, inanç üçgeninde hüzünlü ve sarsıcı bir yolculuğa davet ediyor.

Her Durakta Aşk

Her Durakta Aşk

Her gün milyonlarca insan Londra metrosunda seyahat eder. Ama genelde herkes birbirine bir anlık bir bakıştan fazlasını layık görmez bu hatta. Maeve Binchy, Her Durakta Aşk’ta Londra hayatına ayna tutacak bir bakışla bu isimsiz insanlara derinden bakmayı başarıyor…

Green Park’tan Brixton’a, Shepherd’s Bush’tan Chancery Lane’e günlük hayat aslında sandığımız kadar sıkıcı değildir. Metronun koltuklarından birine gömülmüş bir sekreter sırlarını içinde taşımaktadır, kadının biri hayatının en önemli kararlarından birini orada verir ya da felaketlere yol açacak bir kavuşmanın durağıdır metro istasyonları. Maeve Binchy gülümseyen gözlerle, şefkatle ama gerçekçiliği elden bırakmadan bakıyor sıradan insanların hayatlarına.
“Bu hikâyeleri okurken sanki biri size masal anlatıyormuş gibi hissedeceksiniz; size bir şeyler anlatmasını çok istediğiniz biri...”
Sunday Telegraph